Yunus Nadi ve Cumhuriyet gazetesi

ÜNLÜ GAZETECİ ZEKERİYA SERTEL YUNUS NADİ'Yİ ŞÖYLE ANLATIYOR;

Yunus Nadi, namuslu bir gazeteciydi.

Ben onun hayatını Selanik'te «Rumeli» gazetesinde başyazarlık yaptığı zamandan beri adım adım izlemiştim.

 

Mütevazi ve düzgün bir hayatı vardı. ittihatçılar zamanında mevki ve nüfuzu büyüktü.

 

O vakit istese her türlü imtiyazlardan faydalanabilir, en yüksek mevkilere kadar çıkabilirdi. Fakat o gazeteci kalmayı tercih etmiş, servet ve mevki gözünü kamaştırmaya yetmemişti.

 

Sadece gazeteci olarak kalmış ve öyle yaşamıştı. Millî Kurtuluş Savaşı sıralarında da Ankara'da «Yeni Gün» adında bir gazete çıkararak yoksunluk içinde Kurtuluş Savaşına hizmet etmişti.

 

Amerika dönüşü Ankara'ya gittiğim zaman onu yine gazetesinin başında bulmuştum.

"Yunus Nadi Bey, kalemine

o kadar hâkimdir ki, gezerken,

 yerken, içerken, konuşurken,

 eğlenirken; hulasa hayatının her

anında yazar; hem de çok güzel yazar

Abidin Daver"

Bir hanın iki odasına sığınmıştı, gazetesini orada çıkarıyordu. Evinde doğru dürüst eşya bile yoktu, Bütün öteki mebuslar gibi o da harp yıllarını yoksunluk ve sıkıntı içinde geçirmişti.

 

Sevimli, babacan bir adamdı. Etrafına ve beraberinde çalışanlara kendisini sevdirmişti. Hepimiz ona bir baba gibi saygı gösterirdik.

 

Şimdi «Cumhuriyet» oğulları Nadir Nadi ve Doğan Nadi'nin elindedir. Evlâtları böyle zengin bir mirasa konmuşlardır. «Cumhuriyet» gazetesi bu iki gencin elindedir.

 

Bu gençler gazeteye bağımsız ve tarafsız bir kişilik vermişlerdir. Hatta birçok bakımdan «Cumhuriyet» gazetesi şimdi ileri gruplarla işbirliği yapmaktadır.

kaynak; Zekeriya Sertel - Hatırladıklarım

YUNUS NADİ ABALIOĞLU KİMDİR?

 (Fethiye 1880- İsviçre 1945)

Abalıoğlu Muğla'nın Fethiye ilçesinin Seydiler köyünde doğdu.

 

Abalızade Hacı Halil Efendi'nin oğludur

 

İlköğrenimini Fethiye'de yapan Yunus Nadi, Rodos'a giderek orada Ahmet Mithat ve Ebüzziya'nın sürgün oldukları sırada ileri bir anlayışla kurdukları Süleymaniye Medresesi'nde, daha sonra da İstanbul'da Galatasaray Sultanisi'nde ve Hukuk Mektebi'nde okudu.

 

Gazetecilik ve yazarlığa ilk olarak 1900 yılında Baba Tahir'in çıkardığı ''Malumat'' gazetesinde başladı.

 

Onun gazetecilik yaşamına atılması ile Abdülhamit istibdadına(baskı) karşı savaşa girmesi bir olduğundan 1901'de ''İstibdat aleyhine çalışan gizli bir derneğe girmekle'' suçlanarak üç yıl hapse ve sürgün cezasına mahkûm edilip Midilli kalesine gönderildi

"Atatürk, yalnız (birçok gazeteci arasında

Yunus Nadi'nin cevaplarını

beğenmiş ve bu beğenişini şöyle ifade etmişti:

- Yunus Nadi Bey,

mükemmel

bir gazetecidir(Abidin Daver)"

Bir süre sonra bu cezasını Fethiye'de çekmek isteği ile siyasal iktidara başvuruda bulundu. Hükümette bulunan bazı kişilerin anlayışlı davranmasıyla başvurusu kabul edilerek memleketi olan Fethiye'ye gönderildi.

 

1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanına kadar orada kalan ve Nazime Hanım'la evlenen Yunus Nadi, bundan sonra İstanbul'a dönerek İkdam ve Tasvir-i Efkâr gazetelerinde yazarlığa başladı. Tasvir-i Efkâr'da ayırca yazı işleri müdürlüğü de yapıyordu.

 

Kendisini çok beğenen ve gazeteciliğini takdir eden Ebüzziya onu gazetesine ortak da yaptı. O dönemin yazarları ve gazetecileri, Yunus Nadi'nin gazeteciliğimize yenilikler getirdiğini belirtirler.

 

1910 yılında Selanik'e giderek orada İttihat ve Terakki'nin çıkardığı ''Rumeli'' gazetesine başyazar oldu ve ardından da 1912'de ikinci dönem Meclis-i Mebusan'ına Aydın milletvekili olarak girdi. 1920 yılında yapılan dördüncü dönem seçimlerinde, İzmir'in Yunan işgali altında bulunmayan iki bucağının verdiği oylarla İzmir milletvekili seçilmiştir.

 

"Yunus Nadi'nin başkaları

için daima

iyilik ister,

iyi kalpli bir insan

 çehresi olmuştur"

İleride de belirtileceği gibi Anadolu'ya geçtiğinde ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de İzmir Milletvekili olarak katılmıştır Yunus Nadi, Birinci Dünya Savaşı'nın bitimi günlerinde ''Yeni Gün'' gazetesini kurup çıkarmaya başladı. Anadolu'da başlamış ve örgütlenmiş olan Ulusal Kurtuluş hareketini destekliyor, bu nedenle de işgal devletleriyle onların kuklası olan Damat Ferit hükümetinin düşmanlığını çekiyor, izlemelerinden kurtulamıyordu.

 

Buna karşın, Yeni Gün'ü İstanbul'da çıkarabilmeyi bir süre başarmışsa da Damat Ferit hükümetiyle işgal kuvvetlerinin aman vermeyen aramaları karşısında İstanbul'da gizlenmenin yürümeyeceğini anlayınca, yakalanmamak için Anadolu'ya geçmeye karar verdi. Selanik'ten kendisini yakından tanıyan Mustafa Kemal Paşa'ya ulaşıncaya kadar günlerce süren çok tehlikeli bir yolculuğu göze aldı. Hatta bir ara Bolu dolaylarındaki isyancıların eline düşmesine karşın kurtulup Ankara'ya ulaşabildi. Ankara'da ''Yeni Gün'', Ulusal Kurtuluş hareketinin adeta dili olmuş, haklı davamızı yurda ve bütün dünyaya duyurmuştur.

" Cumhuriyet'in ilanı sırasında

 Büyük Millet Meclisi'nde ve gazetesinde

o daima

Atatürk'ün izinde yürüyerek

mücadele etmiştir(Abidin Daver) "

Ayrıca, daha Ankara'ya gelirken zahmetli Anadolu yolculuğunda rastladığı Halide Edip'le birlikte kararlaştırdıkları Anadolu Ajansı'nı da kuranlar arasındadır. Yunus Nadi, Kurtuluş Savaşı'nı bütün ruhuyla, kalbiyle, kafasıyla beslemiştir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi 23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin birinci dönemine, yani ''Birinci Meclis'' diye anılan ilk Meclis'e İzmir milletvekili olarak katılmıştır. 1924'te ikinci dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ise, Muğla milletvekili olarak girdi ve altıncı dönem sonuna kadar (1943) Muğla milletvekilliği sürdü.

 

Meclis'te Anayasa Komisyonu Başkanlığı görevinde de bulundu. Atatürk'ün büyük atılımlarına gönül veren Yunus Nadi, O'nun devrimlerini desteklemek amacıyla 7 Mayıs 1924'te adı Atatürk tarafından konulan Cumhuriyet gazetesini kurup yayımına başlamıştır. 1945 yılının 28 Haziran'ında tedavi edilmekte olduğu Cenevre'de yaşama gözlerini yuman Yunus Nadi, gazeteciliğinin ve yazarlığının bütün gücünü Atatürk devrimleri, Atatürkçü ilkeler ve Cumhuriyet yönetiminin erdemleri doğrultusunda kullanmış, gazetesini de bu ilkeler temeline oturtmuştur.

 

Üstat Yunus Nadi'nin bu temele oturttuğu Cumhuriyet, oğlu Nadir Nadi'nin başyazarlığı ve yönetimi altında aynı titizlikle yürümektedir. Yeri gelmişken hemen belirtelim, oğulları Nadir Nadi ve Doğan Nadi'yi de Cumhuriyet'in en küçük basamaklarından başlatarak gazeteci ve yazar olarak yetiştirmiştir.

 

Yapıtları:

 

İhtilâl ve İnkılâb-ı Osmani (1908)

 

40 Saat Graf Zeplin ile Havada (1930)

 

Kurtuluş Savaşı Anıları (Cumhuriyet'in ilk çıktığı günden başlayarak uzunca bir süre yayımlanan bu anılar, tarih sırası gözetilmeksizin Sel Yayınları arasında küçük küçük kitaplar halinde şu adlarla da çıkmıştır: Ankara'nın İlk Günleri, Ali Galip Olayı, Birinci Büyük Millet Meclisi'nin Açılışı ve İsyanlar, Çerkes Etem Kuvvetlerinin İhaneti, Mustafa Kemal Paşa Samsun'da, Çerkes Etem, Cumhuriyet Yolunda...)

 

Yunus Nadi Cumhuriyet yolunda- Hazırlayan- SAMİ KARAÖREN

CUMHURİYET GAZETESİNİN İSİM BABASI KİMDİR?

kaynak; Şemsi Belli-Mustafa Kemal'in aşkları

-sayın Vecihe İlmen(Latife Hanımın kız kardeşi) Cumhuriyet gazetesinin adını Atatürk'ün koyduğu biliniyor sanırım sizde o gün oradaymışsınız. nasıl oldu bu olay?

Vecihe İlmen;evet oradaydım. Yunus Nadi Bey,  Yenigün'ü çıkarıyordu. Çankaya'ya sık sık gelirdi. yine bir gelişinde

Söz gazeteden açıldı. Çok güzel bir gündü bahçede oturuyorduk. Akasya ağaçları arasında gazeteden konuşurlarken Yunus Nadi Bey’e dedi ki; bu gazetenin yenigünlüğünü kaldıralım artık

-“kaldıralım Paşam” diye cevap verdi  Nadi bey..

-“bu gazetenin isim babası ben olacağım” dedikten sonra şöyle bir durdu. Kısa bir süre düşündü. Muvafık görür tensip ederseniz

CUMHURİYET  olsun” dedi. Kalktılar öpüştüler. Gazetenin adı bu şekilde konuldu.

 

İYİ Kİ VARSIN CUMHURİYET..

BU ÜLKENİN AYDINLIK İNSANLARINA ÇOK YAKIŞIYORSUN..

 

CUMHURİYET GAZETESİ  

NASIL KURULDU?

  Zekeriya Sertel anlatıyor;

 

Ben Amerika'da üç yıl gazetecilik okumuştum. Newyork'ta Columbia Üniversitesinin «Gazetecilik Okulu» dünyada kurulmuş ilk gazetecilik kurumuydu. Burada gazeteciliğin inceliklerini ve sanatını öğrendim.

 

O vakte kadar gazeteci geçinirdim. Fakat okula girdikten sonra bu alanda ne kadar bilgisiz olduğumu anladım.Okulda öğrendiklerimi memlekete dönüşte nasıl uygulayabileceğimi düşünüp projeler hazırladım. İşte şimdi bu projelerden birini gerçekleştirmek olanağı belirmişti.

 

Öyle yepyeni, öyle güzel ve çekici bir gazete yapacaktım ki, İstanbul basın âleminin parmağı ağında kalacaktı. İstanbul’a gelir gelmez (1924) işe başladım. Mustafa Kemal, Yunus Nadi Bey'e bu gazete için İstanbul’da «ittihat ve Terakki»nin eski umumî binasını hediye etmişti. Bu binanın adı «Kırmızı Konak»tı.

 

"1921 yazında taarruza geçerek

Eskişehir'i aldıktan sonra ileri

hareketine devam ederken

Mustafa Kemal Paşa'nın

ordunun başkumandanı olmasını

Yunus Nadi Büyük Millet Meclisi'ne teklif etmişti.

(Abidin Daver) "

 

Buraya yerleştim, hazırlıklara başladım. Biryandan gazetenin makinesini, mürettiphanesini( dizgi yeri), kâğıdını ve öteberisini hazırlarken, biryandan da gazetede çalışacak yeni bir ekip yetiştirmeye koyuldum. Öteki gazetelerde çalışmış arkadaşlardan hiç kimseyi istemiyordum. Onlar eski gazeteciliğe alışmışlardı.

 

Ben hiç tecrübe görmemiş, fena alışkanlıklar edinmemiş yeni gazeteciler yetiştirecektim. Böylece yepyeni ve görülmemiş bir gazete çıkarılacaktı. O vakte kadar çıkan gazeteler Fransız gazetelerinin tekniğini taklit ederlerdi. Gazeteler her bakımdan ilkel ve teknikçe çok zayıftılar. Bunun için fazla okur da bulamıyorlardı.

 

O vakit gazetelerin baskısı 5-10 bin içinde dolaşırdı.Teknik bakımdan olduğu gibi, fikir bakımından da «Cumhuriyet» yeni bir ileri gazete olacaktı. O vaktin gazetelerinin çoğu gerici, hilafetçiydi. Cumhuriyet fikrini yadırgıyorlardı. Genel olarak halkın da bu fikre yanaşmadığını sanıyorlardı. Onun için hilâfeti savunup Cumhuriyet fikrine saldırıyorlardı.

"Yunus Nadi Anadolu'ya

geçti ve Büyük Millet

 Meclisi azası olarak

Milli Mücadele'ye iştirak etti(A.D)"

O vakit İstanbul’da Cumhuriyet düşmanlığı o dereceyi bulmuştu ki, bütün dostlarım bana akıntıya karşı gitmemeyi, gazetenin adını olsun değiştirmeyi salık veriyorlardı. Fakat biz bu telkinlere kapılmadık, «Cumhuriyet» adında ısrar ettik, onun için Cumhuriyet rejiminin avukatlığı bize kalıyordu. Aylarca süren hazırlıktan sonra «Cumhuriyet» çıktı, ilk sayısını merak ve heyecanla makineden alıp baktığım zaman, kaderimden o anda düşüp ölebilirdim.

 

Aylardan beri beraber çalıştığım arkadaşları yetiştirmek, onlara yeni gazeteciliği öğretmek için harcadığını emek boşa gitmişti. O vakit gazeteler Arap harfleriyle çıkardı. Ben Arap harflerinin yeni tekniğe uymayacağını hesaplayamamıştım. Gazete hiçbir şeye benzemiyordu. Sonra hatamızı düzeltmeye çalıştık. Fakat olmadı.

 

Nihayet Yunus Nadi, Ankara'da «Yeni Gün»de çalışan Kemal Salih'i getirtti, o, gazeteye halkın alıştığı şekil ve düzeni verdi, gazete bir şeye benzemeye ve başını kaldırmaya başladı. Bu ilk deneme benim için başarısızlıkla sona ermişti. Gazetenin «Cumhuriyet» adını taşıması ve «Cumhuriyet» etrafında yayın yapmaya başlaması, İstanbul basınını şaşırttı.

 

Bu kez, gazeteler, toplarını bize çevirdiler: «Cumhuriyet» adı altında bir diktatörlüğe gidileceğine şüphe kalmadığını söylüyor, kamu oyunu Ankara'nın aleyhine çevirmeye çalışıyorlardı. Fakat biz çeşitli cephelerden hilâfetin nasıl çürümüş ve çökmüş bir kurum olduğunu kanıtlarıyla ispat ediyorduk. Memleketi yabancılara satmış olan hanedan mensuplarının artık bu topraklara dönemeyeceğini sanıyorduk.

" Atatürk, daha

Çanakkale'de üst üste iki defa

İstanbul'u ve vatanı

kurtarmadan evvel, Yunus Nadi onun büyük bir kumandan

olduğuna inanmıştı

ve ondan çok şeyler

beklediğini her zaman söylerdi "

Millî Kurtuluş Savaşını halk kazanmıştı; milletin kaderini yine milletin eline vermek gerekti. Halk kan dökerek kazandığı hâkimiyeti artık asalak saray mensuplarına veremezdi.

 

Yeni Anayasa, halk hâkimiyetine dayanıyordu; halk hâkimiyeti de ancak Cumhuriyet rejimiyle kurulabilirdi. Bu savaş böyle devam edip giderken, ben geceli gündüzlü gazeteyle uğraşıyordum. Başka işler de görmeye vakit bulamıyordum.

 

Oysa etrafımda önemli şeyler oluyordu. Gazete için başlangıçta koyduğumuz 10 biner lira sermaye yetmemişti. Bunu arttırmak gerekti. Sermaye önce 20 bin liraya, daha sonra 30, 40, 60 bin liraya kadar çıktı.O sırada Yunus Nadi Bey de Ankara'dan gelip «Kırmızı Konak»'a yerleşmişti. Evini binanın üst katında kurdu. Bir gün Yunus Nadi Bey beni yanına çağırdı.

" Sual budur: - Ne yapacağız? Onun değişmeyen son cümlesi de budur: - Düşmanı kovacağız

aradan yıllar geçti

ilk karşılaşmamızda şunu söyledi;

 - Düşmanı kovduk

(Ekrem Uşaklıgil) "

Odanın kapısını kapattı ve içeriye kimsenin bırakılmamasını tembih etti. Sonra yumuşak bir sesle söze başladı : —Zekeriya, dedi, görüyorsun ki, gazeteye konan sermaye 60 bin lirayı buldu. Bundan sonra da daha ne kadar paraya ihtiyaç olacağını bugünden kestirmek mümkün değil, istersen sana sermayeni vereyim, daha iş kopmadan çekiliver. Ne dersin? Teşekkür ettim ve teklifini kabul ettim.

 

Cumhuriyet gazetesiyle bağımı kestim. Bu, Yunus Nadi Bey'in bana yaptığı son büyük iyilikti.

kaynak; Zekeriya Sertel- Hatırladıklarım

 

Yunus Nadi Şiir Ödülü

Cumhuriyet Gazetesi, Yunus Nadi'nin anısını yaşatmak düzenlenmektedir. 1946'dan bugüne, çeşitli dallarda ödül verilmektedir.

 

En uzun soluklu ödüllerden olan Yunus Nadi ödülünün hangi dallarda verileceği ve katılma koşulları Cumhuriyet gazetesi tarafından duyurulmaktadır.

 

Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü kazananlar (edebiyat alanında)

1951-52 En güzel şiir Azmi Tekinalp

1956-57 En güzel şiir Asaf Çiğiltepe

1990 "Düş Günle" adlı kitabı ile Güven Turan

1991 "İnsan Yüzünün Tarihinden Bir Cümle"adlı kitabı ile Kemal Özer 1991 "Bir Albümde Dört Mevsim" adlı dosyası ile Güven Turan

1992 "Deniz Unutma" Adını yayımlanmamış dosyasıyla Ahmet Erhan

1992 "Vakit Yok Hüzünlenmeye" adlı kitabı ile Ahmet Ada

1993 "Kirli Tarih" adlı dosyası ile Hüseyin Yurttaş "Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün" adlı kitabı ile Ahmet Özer "Kadınlar Geceleri sever Geceleri güzel Bakarlar" adlı kitabı ile Nurullah Can

1994 Hüseyin Ferhat

1995 Kağan Kök

1996 "Meğer Söz Gümüş" adlı kitabı ile Sina Akyol Aydın Afacan

1997 Enver Ercan Derya Çolpan

1998 " Boşanma Dosyası" adlı dosyası ile Nazmi Ağıl "Kule" Mehmet Kâzım Kumpasoğlu

1999 "Acının Gümüşü" adlı kitabı ile Ahmet Uysal

2000 " Kirlenmiş Kağıtlar" adlı kitabı ile Sennur Sezer

2001 "Asyalı Ayyaş" Raif Özben

2002 "Saat Farkı" adlı kitabı ile Roni Margulies "Aşk Ey" adlı kitabı ile Ahmet Necdet Sözer

2003 "Marathon" adlı kitabı ile Yılmaz Gruda

2004 "Kaybolmuş Bir Köpek İlanı" dlı kitabı ile Ahmet Erhan "Zifir" dlı kitabı ile Tuğrul Keskin

2005 "Lanettayin Bir Şair" İsmail Uyaroğlu "zamansız" adlı dosyası ile Ali Püsküllüoğlu

....

Yorum Yaz