Atatürk'ün tarih araştırma programı



ATATÜRK’ÜN TARİH ANLAYIŞI

Dr. Zafer Gölen 
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 52, Cilt: XVIII, Mart 2002



1. TARİH ARAŞTIRMA PROGRAMI


Mustafa Kemal’in tarihe olan ilgisi onun kendi ifadesine göre, okul yıllarına kadar uzanır.  Çanakkale cephesinde üstlendiği görevleri içeren “Arıburnu Muharebeleri Raporu” adlı eserinin ilk kelimesi tarihtir. O eserini gelecek kuşaklara doğru bilgi aktarmak için kaleme aldığını belirtmiştir.  Yaptığı inkılâpları halka ve meclise anlatmak için sık sık tarihin tanıklığına başvurmuş ve bu sayede  muhaliflerini iknâ etmiştir. Tarihe olan ilgisi ve verdiği değer kendisine fahri profesörlük verileceği zaman somut olarak ortaya çıkmıştır. İstanbul  Darülfünunu Edebiyat Medresesi Müderrisler Meclisinin kararı ile kendisine 1923’te Fahrî Edebiyat Profesörlüğü takdim edileceği zaman, edebiyattan ziyade tarihle daha çok ilgilendiğini belirterek profesörlük beratının tarihe ait olmasını istemiştir31.

Atatürk hem ilgi duyduğu bir alanda gerçeklerin gün ışığına çıkarılmasına yardımcı olmak hem  de Türklere yapılan saldırılara karşı koymak amacıyla aşağıda yer alan sorulara cevap verilmesini istemiştir32.

1- Türkiye’nin en eski yerli halkları kimdi?

2- Türkiye’de ilk medeniyet nasıl kurulmuş veya kimler tarafından  getirilmiştir?

3- Türklerin cihan tarihinde ve dünya  medeniyetindeki yeri nedir?34

4- Türklerin bir aşiret olarak, Anadolu’da devlet kurmaları bir tarih  efsanesidir. Şu halde bu devletin kuruluşu için başka bir izah bulmak lazımdır.

5- İslâm tarihinin gerçek hüviyeti nedir? Türklerin İslâm tarihinde rolü ne olmuştur?


I. Türk Tarih Kongresi’nin önsözünde Türk tarihçilerinin onun çizdiği anahatlar üzerinde  çalışmalar yaptığına vurgu yapılmış ve kongrede yukarıdaki sorulara cevap aranmıştır. Sonuçta ortaya Türk tarih tezi çıkmıştır. Sonuçları bugün dahi tartışma konusu olan Türk  tarih tezi, Cumhuriyet Türkiyesi’ndeki en önemli iddia olma özelliğini hâlâ korumaktadır. Atatürk yapılan çalışmaları yakından izlemiş, devletin bütün imkanlarından tarihçilerin yararlanmasını sağlamıştır. Özellikle büyük para ve emek isteyen kazılar ve kazıların buluntuları ile yakından ilgilenmiştir. 

Mustafa Kemal Türk tarihçilerine nasıl çalışacaklarına dair yol da göstermiştir. Atatürk’ün Türk Tarih Kurumuna verdiği plan şöyledir: “Türk ve Türkiye tarihi kronolojik sıraya göre incelenecek, Türk milletinin çeşitli coğrafi bölgelerde kurdukları devletlerin siyasi ve askeri hakimiyetlerinin durumu tespit edilecektir. Daha sonra bu devletlerin tarihleri aşağıdaki şemaya dayanılarak ortaya çıkarılacaktır”.

1- Devlet Hayatı

   a- Devletin şekli, dayandığı anayasa, devlet başkanının hak ve görevleri.

   b- Parlamento seçim kanunları, hak ve yetkileri.

   c- Hükümet teşkilî ve bakanlar kurulunun kanunî yetkileri.

   d- İdari sistem ve kuruluşların işleme düzeni.

   e- Ordu teşkilâtının esasları.

   f- Yargı organları ve işleme tarzı.

   g- Mali sistem.

2- Ekonomik Hayat

   a- Üretim, tarım ve ağaç ürünleri.

   b- Her çeşit endüstri.

   c- Yollar ve ulaşım araçları.

   d- İç ve dış ticaret.

3- Fikrî Hayat

   a- Dini inanış ve kuruluşlar.

   b- Aile düzeni.

   c- Örf ve adetler.

   d- Müspet ilimlerin bütün dalları.

   e- Güzel sanatlar.

Bu konulara ek olarak her konu üzerinde çalışanlara, “Türklerin Medeniyete Hizmetleri” başlığı altında çalışmalar yapmalarını önermiştir.  Onun Yalova’da  1930 yılında Türk tarihçileriyle yaptığı toplantılara hazırlanırken Afet İnan’a dikte ettirdiği sorular sadece Türk değil, dünya tarihçilerinin de cevap vermesi gereken sorulardır. Atatürk bu sorulara verilecek cevapların neler olabileceği konusunda da çalışmalar yaparak tarihçilere yol göstermiştir.  Başlıca soruları şunlar idi:

1- İnsanların tarihten alabilecekleri mühim dikkat ve intibah dersleri neler olmalıdır? Bugünün hâdiselerinden birini izaha medar olacak tarihî bir nokta-i nazar söyleyebilir misiniz?

2- Tarihî hâdiselerin âmilleri nelerdir? Bu âmillerden sizce en ehemmiyetlisi hangisidir?

3- İnsanların nereden ve nasıl geldikleri hakkında, beşeriyetin bugünkü umumî telâkkisine yaraşabilecek esas ne olabilir?

4- Medeniyet ne demektir?

5- Bu işleri bütün dünya ve beşeriyette ilk yapmış ve yaymış olan insanlar hangi ırktandır? Bu ırkın ilk yurdu neresidir?

Diğer bilim dalları gibi tarihin de bir araştırma metodu olmalıydı. İşte o metodun  temeli elde edilen her türlü bulgu ve belgeydi.  Tarih belgeye dayandığı müddetçe doğru olabilirdi. Nitekim, kendisinin yazılmasını emrettiği Türk Tarihinin Ana Hatları adlı eserin ilk baskısını tamamlandıktan sonra okumuş, özellikle belge ve güvenilir kaynaklardan yeterince yararlanılmadığı  için beğenmemiştir. Eseri yeniden yazılması için araştırıcılara geri göndermiş ve her konuyu sahasında uzman olanların yazmasını istemiştir. Eser belge ve  kaynaklardan faydalanılarak yeniden yazılmış ve ancak o zaman Atatürk’ün beğenisi kazanılmıştır. O, tarihle yüzeysel olarak ilgilenenlere itibar etmemiştir.  Bu nedenle her olayın olduğu gibi yazılmasını istemiştir. Nutuk’un belgelere dayanması için sarf ettiği gayret ile tarihin vesikaya dayanması gerekliliğine olan inancını bizzat pratiğe aktarmıştır. Tarihte ondan önce de bu tür büyük tarihler yazdırma ve yazma teşebbüsü olmuştur. Ancak onların hiç biri Atatürk çapında bir eser vücuda getirememişlerdir. Çünkü vesikaya istenilen oranda itibar etmemişlerdir39. Onun bu konuda Türk tarihçilerine yol gösteren sözleri  bu düşüncelerinin somutlaşmış ifadeleridir:

“Sümmettedarik bir eser vücuda getirerek ferdasında nâdim olmaktan ise hiçbir eser vücuda getirmemek aczini itiraf etmek evladır. Biz tarih yazarken bizzat fiiller ve hadiseler sahibi  arayan adamlarız. Ve eğer bunları bulamazsak meçhulü ve bu noktada cehlimizi  itiraf etmekten çekinmeyelim. Aport yaratmayalım. Bizim mesleğimiz bu değildir. Biz daima hakikat arayan ve buldukça bulduğumuza kani oldukça  cüret gösteren adamlarız”. “Her şeyden evvel kendinizin dikkatle ve itina ile seçeceğiniz vesikalara dayanınız. Bu vesikalar üzerinde yapacağınız tetkikatta her şeyden ve herkesten evvel, kendi inisiyatifinizi ve milli süzgecinizi kullanınız.” “Tarih hayal mahsulü olamaz. Tarih yazarken gerçek olayları bulmağa çalışmalıyız. Eğer bunları bulamazsak meçhuliyeti ve bu noktadan cehlimizi itiraf etmekten çekinmeyelim.” “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir hal alır.”

Görüldüğü gibi Atatürk’ün önemle  üzerinde durduğu ilk husus, tarihin belgeye dayalı olarak doğru yazılmasıdır. İşaret ettiği ikinci husus tarihçinin vesikayı kullanırken kendi inisiyatifini kullanması ve milli bir çerçeveden olaya bakmasıdır. Son husus ise eğer konuyla ilgili belge bulunamazsa bunun açıkça itiraf edilmesinden çekinilmemesidir

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !